Tarihteki tuhaf kitaplar! / Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Kutsi Aybars Çetinalp
Teke Tek Bilim
Programın açılışı ve konu tanıtımı 0:02
Sunucu, tarihin en tuhaf kitaplarını konu edeceklerini söyleyerek programa başlar. Kültürün ne olduğuna dair eskiden bir hocasından duyduğu bir tanımı paylaşır: sana öğretilen her şeyi unuttuğunda geriye kalan şeye kültür denir. Bu düşünceden yola çıkarak, programda anlatılanların çoğu unutulsa bile bir iz bırakacağını belirtir. Konuklar Celal Şengör, Oğuz Selim Başar ve Kutsi Aybars Çetinalp ile aralarında şakalaşarak sohbete başlarlar.
Kircher'in Yeraltı Dünyası kitabı 3:31
Celal Şengör, kendi kütüphanesinden 1664-65 tarihli, tahta ciltli ve kilitli bir kitap olan Mundus Subterraneus'u tanıtır. Kitap Atanasius Kircher tarafından yazılmış olup yeraltı dünyasını ve orada yaşadığı iddia edilen canlıları anlatır. Kircher hiçbir zaman Roma'dan ayrılmamış bir Cizvit rahibiydi, ama Güney Amerika'daki volkanların yerlerini şaşırtıcı derecede doğru çizmişti çünkü oraya gitmiş kişilerin anlattıklarından yararlanmıştı. Kitabın içeriği büyük ölçüde palavra olsa da, o dönem insanlarının neye inandığını ve neyi bilgi saydığını göstermesi açısından değerli bulunuyor.
Cizvit tarikatının rolü 5:32
Şengör, Cizvitlerin Katolikliğin bir tarikatı olduğunu, reformasyon sonrası Protestanlığa karşı Katolikliği yaymak amacıyla kurulduğunu anlatır. Gittikleri her yerde bilim de yapan bu rahipler, Filipinlerin deprem tarihini kaydetmiş, bitki ve taş örnekleri toplamış, Çin'in ilk haritasını çizmişlerdi. Ancak Çin'de yerel adetlere, örneğin atalara tapınmaya göz yummaları Papa'yı kızdırmış ve tarikat 1773'te yasaklanmış, sonradan yeniden kurulmuştur. Kircher'in kitabı da bu Cizvit bilgi ağının bir ürünü olarak değerlendiriliyor, ama filozof Leibniz onun hakkında hiçbir şey anlamadığını söylemişti.
Tuhaflığın tanımı 9:03
Oğuz Selim Başar, tuhaf kelimesinin sözlük anlamlarını aktarır: alışılmışın dışında, şaşırtıcı, garip, anlaşılması güç, komik ya da eğlendirici olan şeyler. Programda ele alınacak kitapların bir kısmının gülünç, bir kısmının ilginç, bir kısmının da ürkütücü olduğunu belirtir. Anlatım kronolojik ilerleyecek ve antik çağın sonundan başlayacaktır.
Kozmas'ın düz dünya haritası 10:30
Kutsi Aybars Çetinalp, 6. yüzyılda yaşamış İskenderiyeli bir denizci ve tüccar olan Kozmas'ı tanıtır. Hindistan'a deniz yoluyla seyahat ettikten sonra keşiş olan Kozmas, muhtemelen Nasturi bir Hristiyan'dı ve eseri Hristiyan Topografyası, dünyanın düz olduğunu savunan nadir Orta Çağ metinlerinden biridir. Kozmas, Kutsal Kitab'ı birebir yorumlayarak dünyayı Hz. Musa'nın kurduğu tabernakula, yani çadıra benzetir; dünyanın altı çadır, üstü ise gök kubbedir ve gece gündüz oluşumunu güneşin bir dağın arkasına geçip gelmesiyle açıklar. Orta Çağ'da düz dünya inancının yaygın olduğu düşüncesinin aslında çok sonraki bir efsane olduğu, hatta Kristof Kolomb ile Salamanca alimleri arasındaki tartışmanın da 19. yüzyılda uydurulmuş bir hikaye olduğu vurgulanır.
Kozmas'ın kitabındaki değerli bilgiler 18:01
Kozmas'ın kozmolojisi tamamen hayali olsa da, gittiği Etiyopya, Hindistan ve Sri Lanka hakkında verdiği coğrafi ve doğal bilgiler oldukça tutarlı bulunuyor. Muz, ipek üretimi ve Çin'den Farsça yoluyla duyduğu bilgilerden söz eder. Kitabın günümüze üç nüsha halinde ulaştığı belirtilir: Vatikan, Floransa ve Sina'daki Aziz Katerina Manastırı. Kartografyası yanlış olsa da bitki ve hayvan bilgisi doğru olduğu için kitap bugün hâlâ bir kaynak olarak kullanılmaktadır.
Marco Polo'nun şüpheli seyahatnamesi 21:00
Marco Polo'nun Çin'e gerçekten gidip gitmediği tartışmalıdır çünkü anlattıklarında büyük boşluklar vardır: Çin Seddi'nden ve çaydan hiç bahsetmez, üstelik bir tüccara vali unvanı verilmesi de mantıksız bulunur. Kitap Marco Polo'nun kendisi tarafından yazılmamış, Cenova hapishanesinde tutsakken bir yazara dikte ettirilmiştir; ilk yayınlandığında kimse inanmamış ve alaycı biçimde milyonlar anlatan adam diye anılmıştır. Buna rağmen gittiği yerler hakkında verdiği bilgilerin çoğu doğru bulunmuş, oryantalist Paul Pelliot beş ciltlik bir eserinde bu bilgileri tek tek doğrulamıştır. Kitapta ayrıca kafasız, tek ayaklı ve tek gözlü dev gibi hayali yaratıklardan da söz edilir; bu bölüm sohbeti günümüzdeki Odyssey filmine ve tarihi kaynaklara sadakatsizlik tartışmasına taşır.
Canavarlar haritada yer değiştiriyor 29:30
Antik Yunan ve Roma kültüründen gelen tuhaf yaratık anlatıları, coğrafya keşfedildikçe konum değiştiriyor. Herodotos bu yaratıkların Libya'da, yani Kuzey Afrika'nın iç kesimlerinde ve Sahra'da yaşadığını söylüyor. Roma döneminde Plinius bunları doğuya, Hindistan'a kaydırıyor. Orta Çağ'da doğu daha iyi bilinince yaratıklar bu kez Myanmar'ın güneyindeki Andaman Adalarına, gerçekten vahşi ve yamyamlığın görüldüğü bir bölgeye yerleştiriliyor. Zamanla bu anlatılar Güney Amerika'nın kuzeyine kadar taşınıyor, çünkü bilinmeyen coğrafya her zaman en kolay sığınak oluyor.
Mandeville'in seyahatleri ve başsız adamlar 31:01
14. yüzyılda yaşadığına inanılan İngiliz şövalye Sir John Mandeville, 1322'de yola çıktığını ve 34 yıl gezdiğini anlatan bir kitap kaleme alıyor. Kudüs'e kadarki kısım oldukça makul, çünkü o dönem zaten hac rehberleri ve güzergah kılavuzları var. Doğuya gidildikçe anlatı tümüyle uydurmaya dönüşüyor; Hindistan'ın batı kıyısında karabiber ormanı gördüğünü, akefalos denen başsız insanları bizzat gördüğünü iddia ediyor. Bu başsız insan tasvirinin kökeni, Mısır'ın güneyindeki Blemmyes kabilesinin savaş düzeninde kalkanın arkasına siperlenme şeklinden abartılarak doğmuş olabilir. Kitap döneminde çok satıyor, 70 el yazması günümüze ulaşırken Marco Polo'nunki 300'den fazla.
Yecüc Mecüc ve kuzu bitkisi 34:01
Mandeville, Hazar Denizi'nin kuzeyindeki bir setle Büyük İskender'e bağlanan Yecüc Mecüc'ü İsrail'in kayıp on kabilesine bağlıyor ve Yahudilerin kıyamet senaryosunu tetiklemek için İbraniceyi canlı tuttuğunu iddia ediyor. Bunun yanında ağaçta yetişen kuzu bitkisinden bahsediyor; içini açtığında kuzu çıktığını söylüyor, buna itiraz edene de kendi ülkesi Britanya'da ağaçta kaz yetiştiğini söyleyerek karşılık veriyor. 17. yüzyılda Sir Hans Sloane, sıcak çikolatayı içilebilir hale getiren isim olarak bilinir, bu efsaneyi araştırıyor ve bitkinin aslında bir eğrelti otu olduğunu, Kibotium Barometz adıyla anıldığını ortaya koyuyor; barometz kelimesi Slav dillerinde ve Moğolcada kuzu anlamına geliyor.
Uydurma hikayenin kaşifleri etkilemesi 38:01
Mandeville'in kitabında anlatılan bir hikayede, batıya doğru o kadar ilerleyen bir İngiliz gezg
İnsan Derisiyle Ciltlenmiş Kitaplar 58:31
Konuşma antropodermik bibliyopeji denen tuhaf bir uygulamaya geçiyor, yani insan derisiyle kitap ciltleme. Bu terim antropos yani insan, derma yani deri ve biblio yani kitap kelimelerinden geliyor. 18 ve 19. yüzyılda bu, bugünkü gibi ürkütücü değil, egzotik bir merak nesnesi olarak görülüyormuş. Fransız İhtilali döneminde bu uygulamanın yaygınlaştığı, hatta bazı kaynaklara göre 40 bin kişinin derisinden bot bile yapıldığı anlatılıyor. Megan Rosenbloom'un Dark Archives adlı kitabı tamamen bu konuya ayrılmış ve dünyada yüzden fazla örneğinin var olduğu tahmin ediliyor. Brown Üniversitesi ile Smithsonian'daki bir Yunanca-Latince cerrahi sözlüğün iç sayfasında kitabın kadın derisiyle kaplandığını belirten bir not bulunuyor. 19. yüzyılda idam edilen suçluların derisiyle kitap ciltlemek, halkı korkutmak amacıyla yapılan bir ibret uygulamasına dönüşüyor. Edinburgh'da Burke ile Hare adlı iki adam, doktorlara ceset satmak için 16 kişiyi öldürüyor, yakalanan Burke idam ediliyor ve derisinden bir cep defteri yapılıp üzerine idam tarihi olan 28 Ocak 1829 yazılıyor. Bristol'de ise kadın cinayeti işleyen John Horward'ın derisi, dava dosyasının cildine kullanılıyor. Daha da rahatsız edici bir örnekte, Doktor Ludovic Bulan adlı bir kitap koleksiyoncusu 1633 tarihli bir doğum kitabını, kendi ifadesiyle tabakladığı bir kadının derisiyle ciltleyip içine Fransızca bir not bırakıyor. Harvard'daki benzer bir örnek ise 2024 yılında etik gerekçelerle kütüphane tarafından imha ediliyor, bu karar sohbette sert bir şekilde eleştiriliyor.
Codex Gigas Efsanesi 1:06:31
Codex Gigas, Şeytan İncili olarak da bilinen, Orta Çağ'ın en büyük yazma eseri. Yaklaşık bir metreye yarım metre boyutunda, 75 kilo ağırlığında ve 310 parşömen yapraktan oluşuyor, 13. yüzyılda Bohemya'da bir manastırda yazıldığı düşünülüyor. Kitap İncil metinlerinin yanında tarih, ansiklopedi ve takvim bilgilerini bir araya getiriyor. Efsaneye göre Herman adlı bir keşiş bir suç işleyip duvara kapatılma cezası almış, bundan kurtulmak için şeytanla anlaşma yapmış ve kitabı bir gecede yazıp şeytana teşekkür olarak sayfalardan birine onun resmini koymuş. Kitap sonradan II. Rudolf'un eline geçiyor, otuz yıl savaşlarında İsveçliler tarafından ganimet olarak alınıyor. 1875'te bir kütüphane yangınında pencereden atılırken tutmaya çalışan kişi yaralanıyor. Uzmanlara göre kitaptaki Kudüs ve şeytan tasvirleri aslında cennet ile cehennem arasında seçim yapma mesajı veriyor, ama şeytan figürünün bu kadar büyük ve tuhaf çizilmiş olması dönemin diğer eserlerinde görülmeyen bir şey. Kitap bugün İsveç Milli Kütüphanesinde sergileniyor.
Cadı İncili ve Baskı Hatası 1:11:31
1601'de basılan bir İncil nüshasında, on emirlerden zina yasağı bölümünde bir dizgi hatası yapılıyor ve "zina yapmayacaksın" yerine "zina yapacaksın" yazılıyor. Wicked Bible olarak anılan bu baskı, dönemin kral matbaacısı Robert Barker tarafından yapılıyor ve kilise ile kralı öfkelendiriyor. Hatanın bilinçli bir intikam mı yoksa rakip bir matbaacının sabotajı mı olduğuna dair farklı teoriler var. Bin adet basılan kitaplar toplatılıp imha ediliyor, günümüze yalnızca yirmi kadarı ulaşıyor, matbaacılar ağır para cezasına çarptırılıp lisansları iptal ediliyor.
Çözülemeyen Voynich Yazması 1:13:00
Voynich yazması, adını sonradan satın alan Wilfred Voynich'ten alan, 15. yüzyılda yazıldığı düşünülen esrarengiz bir el yazması. II. Rudolf tarafından bugünün parasıyla doksan bin dolara alınıyor, bilinmeyen bir alfabeyle yazılmış, çıplak kadın figürleri, bilinmeyen bitkiler, kozmoloji ve zooloji çizimleri içeriyor. Dönemin ünlü dilbilimci ve hiyeroglif uzmanı Athanasius Kircher bile kitabı çözemiyor. Yüzyıllar boyunca kod çözücüler, Nazi şifrelerini çözen uzmanlar ve son olarak yapay zeka bile kitabın dilini çözemiyor. Kitap bugün Yale Üniversitesi'nde bulunuyor, kimilerine göre tutarlı bir dil yapısı taşıyor, kimilerine göre ise Francis Bacon gibi birinin uydurduğu çok iyi bir aldatmaca.
Sahte Kitaplar ve Kalpazanlar 1:17:01
Türkiye'de zaman zaman ortaya çıkan "2000 yıllık İncil" gibi sahte buluntular, fotokopiyle çoğaltılmış İsa resimleri ve A4 kağıdı kullanılarak üretilmiş sahte papirüsler örnek olarak veriliyor, 2023'te Rami Kütüphanesi'nde bu tür sahtelerin sergilendiği bir etkinlik yapılmış. Bu tür sahtekarlıkların tarihi çok eskiye dayanıyor, 19. yüzyılda Denis Vrain-Lucas adlı biri 27 bin sahte belge uydurup bunları Pascal'ın yer çekimini Newton'dan önce bulduğunu iddia ederek bir matematikçiye satıyor. Fransız Bilimler Akademisi belgelerin sahte olduğunu ortaya çıkarınca adam iki yı
Bahnameler ve toplumsal muhafazakârlık 1:28:30
Konuşmacılar Ovidius'un Ars Amatoria adlı eserinden ve Decameron hikayelerinden yola çıkarak bahname türünün şehirleşme ve modernleşmeyle bağlantılı olabileceğini söylüyor. Bu tür kitapların çok konuşulmasa da kahvehanelerde yaygın biçimde okunduğu belirtiliyor. Sanayi devrimiyle birlikte insanların aslında geçmişe göre daha muhafazakâr hale geldiği, Evliya Çelebi'nin anlattığı bazı şeylerin bugün sansürleneceği ifade ediliyor. Şeyhülislamın bile Evliya Çelebi'nin bazı bölümlerini basılmaması gerektiğini düşündüğü aktarılıyor ve buradan dünyanın her zaman ileriye gitmediği, birçok konuda geri gidildiği sonucuna varılıyor.
Orta Çağ ve İslam dünyasının farkı 1:31:31
Eski Yunan ve Roma'dan sonra Avrupa'da yaşanan Orta Çağ'ın büyük bir gerileme olduğu, ama İslam dünyasının kendi Orta Çağını daha rahat geçirdiği anlatılıyor. Yaratılış konusuna dokunmadığı sürece 11. yüzyıla kadar İslam dünyasının Yunan bilgisini sadece kopyalamayıp üzerine eklemeler yaptığı vurgulanıyor. Bu bağlamda Fuat Sezgin'in yüz küsur ciltlik çalışmasının ve Sarton'un bu alandaki hizmetinin ölçülemez değerde olduğu söyleniyor.
Timur, Semerkant ve kapanış 1:33:31
Sohbet Timur'a geçiyor, Timur'un Cengiz Han'dan farklı olarak bir rönesans yarattığı ve Türk dünyasının üç büyük komutanının Cengiz Han, Timur ve Atatürk olduğu söyleniyor. Semerkant'taki Timur'un mezarına yakında gidileceği, üstteki anıtın altında asıl mezarın bulunduğu ve görüldüğünde küçüklüğünün hayal kırıklığı yaratabileceği anlatılıyor. Programın sonunda Madman's Library ve insan derisiyle kaplı kitapları anlatan Dark Archives adlı eserlere tekrar değiniliyor, gençlerin bu tür programlardan ilgiyle yararlandığı ve İlber Ortaylı'nın yokluğunun hissedildiği belirtilerek doktora öğrencilerine burs sağlayan fona destek için Şark Ninja'ya teşekkür edilip program kapatılıyor.
